29 Nisan 2012 Pazar

Kısa Sürede Kilo Vermek

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz 1 ayda 8 kilo vermek cümlesini uygulamak ve kısa sürede 8 kilo vermek isteyenlerdenseniz bu yazımızı takip edin. Öncelikle şunu belirtmekte yarar var ki, kilo vermek zor bir iş ve kilo verme şeklinize göre tekrar alma olasılığınız olduğu kadar, sağlıksız kilo vermek ilerleyen zamanlarda başınızı dert olabileceğini unutmayın. Uzman hekimler ve diyetisyenler tarafından tavsiye edilen kilo verme şekli yavaş ve sağlıklı şekilde kilo vermektir.
Yaz aylarının gelmesiyle kışın alınan kiloları vermek isteyen ve hızlı bir şekilde kilo vermek bikini, mayo vb. giyebilmek isteyen kişi sayısı oldukça fazla. 1 ayda 8 kilo verebilir miyim? Diye soruyorsanız. Tabi ki verebilirsiniz. Aslında bunun için diyet programlarına vs. ihtiyacınız yok. Yapmanız gereken az uyumak, bol su içmek, spor yapmak ve yediğiniz yiyeceklere dikkat etmektir. Bu şekilde 1 ayda 8 kilo verebilirsiniz ve bu en sağlıklı bu şekilde olabilir. Şunu unutmayın ki yemeden yada ilaçlarla verilen kilo sağlıksız ve diyet bırakıldığında tekrar alınacak kilolardan ibarettir. Daha önce saydığımı 4 maddeyi tek tek açıklayalım.

Güvenilir Haber Kaynakları

Sahip olduğunuz gücün farkında mısınız? İnterneti artık basın yayın organı olarak kullanmak her bireyin elinde. Kültür sanat haberleri gerekse siyaset haberleri hakkında anında bilgi alabilir, bu konuda en başarılı, en güncel yayınları dilediğiniz gibi takip edebilirsiniz.

Takip etmeyi seçtiğiniz haber siteleri arasında hangi siteler var? Mesela haber konusunda gerçekliğe ne kadar ihtimal veriyorsunuz?

Kalteli haber akışı için interneti talan etmeye devam edin.. Bugün var olan haber sitelerinin çok daha kalitelileri her an kurulabilir..



bu site iyi bir fikir olabilir, deneyin bakın belki seversiniz..


Düşündük de, bu site iyi bir fikir olabilir sanki? Ne dersiniz?

Hisse Önerileri ve KOSGEB kredisi

En riskli ve en çok kazandıran yatırım araçlarından hisse senetleri 2012 yılında yine en çok tercih edilen yatırımlardan oldu. Hisse senedi alarak yatırım yapanları bu sene durgun bir sene bekledi. Ancak Nisan ayında borsa yükselişe geçerek piyasalar normale döndü ve yükselebilecek birçok hisse yükselerek yatırımcılarına kazandırdı. Hisse senedi alarak kısa sürede büyük paralar kazanmak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunlardan en önemlisi Hisse senedi alacağınız şirketin temmetü vermesidir. Temettü verecek hisseler her zaman ekstra olarak hisse sahibine para kazandırabiliyor. Temettü verecek hisse senedi aynı zamanda büyük şirketler olduğundan hisse senedinizin değer kaybetmeside düşük bir ihtimal oluyor. Hisse Seneti alacaklar için Temettü Verecek Hisseler 2012 listesini takip etmenizi tavsiye ederim. 2012 Hisse Önerileri yine diğer önemli konulardan biri. Hisse senedi almadan önce kimlerden öneri aldığınız çok önemli çünkü, hisse senedi önerisi verecek olanlar sizi yönlendirerek kendi kazanma çabasında olabilir. Bu yüzden hisse önerisi alacağın kişilere dikkat edip aldığını önerileri tartıp sonra karar vermelisiniz.

2012 yılında iş kurmak herkesin hayali, özellikle KOSGEB 'in yeni başlattığı ve tüm iş kurmak isteyenlere verdiği hibe krediden sonra iş kurmak isteyen kişi sayısı arttı. Nasıl kredi alırım? 2012 yılında iş kurmak isteyenler KOSGEB'ten nasıl kredi alır? gibi sorular kafanıza takılıyor olabilir. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki iş kurmak için bankaların verdiği kredilerdende alabilir işinizi kurabilirsiniz. Ancak bunu geri ödemek ve faizleri ayrıca ödemediğinzde başınıza açılacak işleri düşündüğümüzde büyük risk diyebilirim. Ancak durum KOSGEB 'te çok farklı. İş Kurmak için Kredi 2012 – KOSGEB kredisi alacaklar uygun ödeme koşulları ve nerdeyse 0 faizle geri ödeyebileceğiniz aynı zamanda iflas etmeniz durumunda birçok kolaylıkda çabası. Bu yüzden KOSGEB kredisi almak banka kredisine oranla ölçülmeyecek kadar avantajlıdır.

Lenf Bezleri

Çocuklarda lenf bezleri, genelde enfeksiyonlar sırasında şişerek özellikle boyunda gözle görülen, ele gelen kitlelere yola açarlar. Bu durum, anne babayı kaygılandırır, kötü olasılıkları akla getirir. Bu yazıda, büyümüş lenf bezleri hakkında bilinmesi gereken önemli noktalara değineceğiz.

Lenf bezleri, vücudumuzun savunma sisteminin önemli bir parçasıdır. Enfeksiyonlarla savaşmak için gerekli antikorları üreten hücreler, bu bezlerde bulunur. Bir enfeksiyon sırasında, o bölgeye yakın lenf bezleri aktifleşir, büyürler ve savunma hücreleri ve antikorların üretimi artar. Böylece, vücut enfeksiyon etkenine karşı korunmuş olur. Çocukların bağışıklık sistemi, sık sık önceden karşılaşmadığı mikroplarla karşılaşmakta, onlarla baş etmeye çalışırken vücudun normal bir reaksiyonu olarak lenf bezleri büyümektedir.

Belli bir bölgede büyümüş lenf bezleri, genellikle çevre dokulardaki enfeksiyonlara veya o bölgedeki cilt bütünlüğünü bozan kesik, yanık, çizik, sinek ısırığı gibi olaylara bağlıdır. Baş, boyun bölgesi çocuklarda büyümüş lenf bezlerinin en sık görüldüğü yerlerdendir. Anjin, diş veya dişeti enfeksiyonları, ağız içindeki başka enfeksiyonlar buna neden olur. Kafatasının arka bölümü, kulak arkasındaki bezlerde büyüme; bu bölgeyi ilgilendiren enfeksiyonlarda, kızamıkçık gibi bazı döküntülü hastalıklarda görülür.

Eğer vücuttaki lenf bezlerinde yaygın bir büyüme saptanırsa, bu durumun nedenleri

# Enfeksiyonlar
# Bazı romatizmal hastalıklar
# İlaçlara reaksiyon
# Lösemi gibi hastalıklar olabilir.

Bazen de lenf bezleri kendileri iltihaplanabilir ( bu duruma lenfadenit denir ). Bu durumda lenf bezi hızla büyür, üstünde kızarıklık, ısı artışı fark edilir. Antibiyotikle tedavi edilmesi gerekli olur.

Eğer lenf bezi şişmiş, ısı artışı veya kızarıklık yoksa izleme alınır. Neden olan enfeksiyon geçtikten 1-2 hafta sonra, küçüldüğü görülür. Ancak küçük çocuklarda, bu süreç bazen aylar alabilmektedir.

# Eğer tüm vücutta lenf bezlerinde büyümeler varsa
# Beraberinde ateş, kilo kaybı, gece terlemeleri varsa
# Şişmiş lenf bezi giderek büyüyorsa
# Ele sert ve hareketsiz geliyorsa
# Büyüklüğü 1 cm'den fazlaysa,

gerekli araştırmaların yapılabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmak gereklidir.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Cinsel Sağlık Diyeti

Sağlığımız bizim için çok önemli olması gerekirken nedense hiç birimiz buna dikkat etmiyoruz.
Beslenme tarzınızın cinsel sağlığınız üzerinde önemli etkileri var.Örneğin kilo fazlalığı, kadınlarda damar sağlığını ve hormonsal dengeyi olumsuz yönde etkileyerek cinsel uyarılma, orgazm ve cinsel tatmini ciddi şekilde azaltır. Kilo fazlalığı ve bel çevresi kalınlığı şeker hastalığı, kalp damar sorunları , inme-felç gibi cinsel sağlık için risk faktörü olan sağlık problemlerine de davetiye çıkarır. Son yıllarda yapılan çalışmalar Akdeniz tipi bir beslenme planı uygulayan kadınlarda cinsel fonksiyonların iyileştiğini gösterdi. Kilo fazlalığı, kolesterol yüksekliği, kan basıncında yükselme yaşayan kadınlar 2 yıl sağlıklı bir beslenme uyguladıklarında hem kan şekeri, insülin değerleri, kolesterol ve tansiyon ölçümlerinde hem de cinsel fonksiyon göstergelerinde düzelme yaşıyor. Akdeniz diyetinin tam tahıllı ürünlerden zengin, işlenmiş rafine şekerlerden fakir, trans ya da havyansal yağlardan uzak, bol sebze-meyve, sağlıklı proteinler ve zeytinyağı gibi iyi yağları ihtiva eden bir beslenme tarzı olduğunu hatırlatalım. Sağlıklı bir diyetin yanında, fiziksel olarak aktif kalmanız da çok önemli. Sigara-alkol tüketimi, uyku sorunları gibi diğer risk faktörlerinizi de gözden geçirmelisiniz.

At Yarışı Yorumları - 1080p izle

At yarışı yıllardır Türkiye oynanan ve oldukça sevilen bir spor karşılaşmasıdır. At yarışı 2012 yılında kişisel olarak kazandırdığı kadar devlete ve sosyal yardımlaşma kurumlarınada yardım sağlamaktadır. Birçok kişi boş vakitlerinde eğlenceli olduğu için gününü sadece At yarışı yorumlayarak ayırabilmektedir. At yarışı konusunda herkesin bir yorumu olabilir ancak At yarışı yorumlamak profosyonellerin işidir. Bu sayede büyük miktarlar kazanabilir, eğlendiğiniz kadar para sahibide olabilirsiniz.

Günümüzde altın fiyatları eski oranla daha değişken olmaktadır. 6 ay önce altın fiyatlarına baktığımızda sürekli yükselen az azda olsa artarak yatırımcısının parasal olarak değerini korumasına yardım eden bir yatırım aracıydı. Bugün altın fiyatlarına baktığımızda altının zaman zaman yükselirken ani düşüşler yaşadığını görebiliyoruz. Bununla birlikte altın fiyatlarındaki düşüş sırasında aniden büyük yükselişlerde olabilmektedir. Altın'a yatırım yapan herkes altın fiyatları ne olacak, altının durumu ne olacak gibi düşüncelere kapılabilmektedir. Bu günümüzde olabilecek olağan bir durumdur.

1080p film izlemek günümüzde imkansız değil. Teknoloji o kadar geliştiki artık yapılan filmleri full hd olarak bulabilir ve 1080p film izleyebilirsiniz. Tabi ki 1080p film izlemek ve filmin gerçek tadını yaşamak için 1080p filmleri kaldırabilecek bir ekrana yada Televizyona sahip olmalısınız. 1080p film izleyerek filmi adeta sinemada izlercesine tüm ayrıtılarıyla görebilirsiniz. Full HD film izlemek için sizde full hd ve 1080p filmleri çalıştırabilecek bir LCD, LED yada Plazma TV sahibi olmalısınız.

Sultangazi Emniyet Müdürlüğünde Patlama

İstanbul, Sultangazi Emniyet Müdürlüğü'ne ait  3 ayrı biriminin bulunduğu binanın bahçe duvarında şiddetli bir patlama oldu.

Patlama, Esentepe Mahallesi Şehit Eyüp Gönen Caddesi'ndeki Sultangazi Önleyici Hizmetler Büro Amirliği, Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Büro Amirliği ile Asayiş Büro Amirliği'nin içinde bulunduğu 3 katlı binanın bahçesinin dış duvarında saat 08.00 sıralarında oldu.

Yol, emniyet şeridi çekilerek bir süre trafiğe kapatıldı, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Patlamanın ses bombasından kaynaklandığı belirlendi.

Büyük bir gürültüyle patlayan ses bombası herhangi bir zarara yol açmazken polis telsizinden de tüm birimlerin olası patlamalara karşı dikkatli olmaları istendi.

İstanbul Haberleri

Türk medyasını takip ediyor musunuz? Bu aralar ben pek bakamıyorum ama yine magazin haberleri ön plandadır kesin..

Aslında herşey magazinden ibaret. Neler oluyor neler bitiyor diye haberlere şöyle bir bakacak olsam ya magazin ya siyaset. Siyasette de öyle az şeyler yok değil, o da kendi içinde magazine sahip aslında.. Neyse siyasetten söz etmek istemiyorum.

Magazin dedikodularında neler var bilen varsa söylerse sevinirim. Canım sıkıldı çünkü biraz magazin haberi almak iyi gelebilir..


bu site iyi bir fikir olabilir, deneyin bakın belki seversiniz..


[caption id="attachment_6667" align="aligncenter" width="485" caption="Online haber sitesi"]Düşündük de, bu site iyi bir fikir olabilir sanki? Ne dersiniz?[/caption]Konu

Galatasaray haberleri

Sahip olduğunuz gücün farkında mısınız? İnterneti artık basın yayın organı olarak kullanmak her bireyin elinde. Kültür sanat haberleri gerekse siyaset haberleri hakkında anında bilgi alabilir, bu konuda en başarılı, en güncel yayınları dilediğiniz gibi takip edebilirsiniz. Takip etmeyi seçtiğiniz haber siteleri arasında hangi siteler var? Mesela haber konusunda gerçekliğe ne kadar ihtimal veriyorsunuz? Kalteli haber akışı için interneti talan etmeye devam edin.. Bugün var olan haber sitelerinin çok daha kalitelileri her an kurulabilir..

bu site iyi bir fikir olabilir, deneyin bakın belki seversiniz..

[caption id="attachment_6667" align="aligncenter" width="485" caption="Online haber sitesi"]Düşündük de, bu site iyi bir fikir olabilir sanki? Ne dersiniz?[/caption]

25 Nisan 2012 Çarşamba

Sakızdaki Sorbitol Maddesine Dikkat

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Sakızdaki Sorbitol Maddesine Dikkat
Özellikle sakızda bulunan bir tatlandırıcı olan sorbitol maddesinin, önemli ölçüde ishale ve kilo kaybına yol açtığı bildirildi.


Berlin Charite Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü nden doktorların, güçlü ishal ve bağırsak yakınmalarıyla hastaneye gelen 2 hastayı tetkik ettikleri belirtildi.

Bu hastalardan biri olan 21 yaşındaki bir kadının, 8 ay boyunca karın ağrısı ve ishalden yakınması olduğu, 11 kilo yitirdiği ve hastaneye geldiğinde 41 kilonun altında olduğu, diğer hastanın ise 1 yılda 22 kilo yitiren 46 yaşındaki bir erkek olduğu kaydedildi.

Her iki hastada yapılan tetkiklerin normal göründüğü, ancak dışkılarında yüksek oranda sodyum ve potasyum saptandığı ifade edildi.

Daha sonra bu kişilerin beslenmelerini inceleyen doktorlar, kadının günde 18-20 grama eşdeğer miktarda sorbitol tükettiği (bir sakızda 1.25 gram sorbitol bulunuyor), erkeğin ise günde yaklaşık 20 şekersiz sakız çiğnediği ve yaklaşık 200 gram tatlandırıcılı şekerleme tükettiğini saptadılar.

Erkeğin tüketiminin yaklaşık 30 gram sorbitole denk geldiği kaydedildi.
Bu biçimdeki beslenmeye son verilmesiyle söz konusu belirtilerin kısa sürede kesildiği belirtildi.
Bu iki hastada olduğu gibi yüksek dozda sorbitol tüketiminin beslenmeyle ilgili ciddi risklere neden olabileceği kaydedildi.Sakızdaki Sorbitol Maddesine Dikkat

Prostat Kanseri Riski İçin Yeni Test

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Prostat Kanseri Riski İçin Yeni Test
Yapılan araştırmalara göre ABD de, prostat kanseri olma riskini ölçen bir test geliştirildi.


Wake Forest Üniversitesi Tıp Fakültesi, Harvard Halk Sağlığı Fakültesi, Johns Hopkins Tıp Enstitüsü ve İsveç Karolinska Enstitüsü tarafından ortak yürütülen çalışmayla ilgili açıklamada, testin, DNA daki değişimlerin kombinasyonuna göre, kişilerin prostat kanseri riski taşıyıp taşımadığını anlamaya yardımcı olduğu belirtildi.

Birkaç ay içinde kullanılmaya başlanacak testin yaklaşık 300 dolar olacağı kaydedildi.
Çalışma, ocak ayının sonunda The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanacak.Prostat Kanseri Riski İçin Yeni Test

Tüm Yönleriyle Fıtık Ve Önlemenin Yolları

Fıtık hakkında bilmedikleriniz neler? 
Tüm Yönleriyle Fıtık Ve Önlemenin Yolları
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Nöroşirurji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recai Tuncer, bilgisayar ekranı uygun yerde ve yükseklikte değilse, sürekli boyun eğik ya da dönük pozisyonda kalıyorsa, bu pozisyonların boyun fıtığına zemin hazırladığını söyledi.

Prof. Dr. Recai Tuncer, boyun fıtıklarının, bel fıtığından sonra en sık görülen omurga hastalığı olduğunu söyledi. Boyun fıtığının en sık trafik kazası, bir yerden düşme, başa bir şey çarpması gibi durumlarda ortaya çıktığını ancak sürekli uygun olmayan pozisyonlarda çalışan insanlarda da görülebildiğini kaydeden Prof. Dr. Tuncer, bilgisayar ekranının yanlış yerde durmasının boyun fıtığına neden olduğunu belirtti. Tuncer, bilgisayar kullanırken boynun pozisyonu önemli. Bilgisayar ekranı uygun yerde ve yükseklikte değilse, boyun eğilerek ya da dönerek sürekli pozisyonda kalıyorsa, bu kötü pozisyonlar boyun fıtığına zemin hazırlıyor dedi.

Prof. Dr. Recai Tuncer, bilgisayar başında çalışmak zorunda kalan kişilerin ekranı mutlaka göz hizasına ve boynun düz pozisyonda durduğu bir konuma yerleştirmeleri gerektiğini kaydetti.

Boyun fıtığında yaşın da önemli olduğunu belirten Tuncer, genç yaşlarda omurgada fıtık yapan disklerin büyük bölümünün su olduğunu söyledi. Yaş ilerledikçe sıvının azaldığını ifade eden Tuncer, sıvı azalınca da elastikiyet azalıyor. Bununla birlikte de zedelenme olasılığı yükseliyor. Boyun fıtığı, 40 yaşın üzerindeki kişilerde daha sık görülüyor dedi. Tuncer, şöyle konuştu:
Boyun ağrısı, omuza ve sırta yansır. Bu, daha başlangıç dönemidir. Daha ileri aşamaya geçince kol ağrısı eklenir. Boyun ve kol birlikte ağrıyorsa, bu orta derecede ileridir. Daha ileri aşamasında ise sadece kol ağrısı kalır, boyun ağrısı kaybolur. Kola giden sinirlerin kökleri direkt olarak etkileniyordur. Bu belirtiler genel olarak yana doğru çıkmış boyun fıtıklarında görülür. Eğer ortaya doğru fıtık oluşursa, direkt olarak omuriliğe baskı yapar. Bunda da ikinci grup belirti olarak, boyundan aşağısında güçsüzlük, yürümede güçlük, ellerde beceri azalması, ince işleri yapamama, uyuşmalar ortaya çıkar.

Tedavisi Bel Fıtığına Göre Daha Kolay
Boyun fıtıklarının bel fıtıklarından daha kolay tedavi edilebildiğini belirten Tuncer, boyun fıtıklarının bel fıtıklarına göre ameliyat dışı yöntemlere de daha fazla cevap verdiğini kaydetti.

Prof. Dr. Recai Tuncer, boyunda yatarak istirahate de gerek olmadığını vurgulayarak, boyunluk takmanın önemine işaret etti. Özellikle boyun fıtığının başlangıç dönemindeki hastaların mutlaka boyunluk takması gerektiğine değinen Prof. Dr. Tuncer, boyunluk, başın boyun üzerindeki ağırlığını azaltır ve boynu istirahate alır. Eğer siz boynu istirahate almadan başka işlemler yaparsanız, bundan yeterince cevap alamazsınız dedi.

Prof. Dr. Tuncer, başlangıç döneminde bu tedaviyi alan hastaların yüzde 80-90ının iyileştiğini, bunun kalıcı olması için de hastalara görev düştüğünü söyledi. Boyun fıtığının tekrar edici olduğuna dikkati çeken Tuncer, şöyle konuştu:
Aynı yerden de tekrar edebilir, bir üstten veya alttan da tekrar edebilir. Bu hastaların hareket yeteneği bir miktar kısıtlanır. Bu kısıtlandığı zaman mevcut hareketleri yapmak için bir üst veya alt taraf daha hareketli hale gelir. Bu hareketli omurga bölgelerinde yeni fıtıklaşma riski artar. Hasta bilmeli ki, bir kez geçirdiklerinde, iyi oldum, hastalık hiç olmamış gibi oldum diyemez, çünkü omurga bu hastalıktan sonra hiç hasta olmamış haline dönmez. Bunu engellemek için omurganın destek dokularını, yani kasları güçlendirmeniz lazım. Kasları güçlendirme egzersizleri yapacaksınız. Bunlar gayet basit, çok kolaylıkla yapılabilen egzersizlerdir. Ama ne yazık ki, bazen hekimler unutur, bazen hastaya verirsiniz, hasta bir süre sonra ben iyiyim der bırakır. Hastalık bundan sonra tekrar eder. Tüm Yönleriyle Fıtık Ve Önlemenin Yolları

6 Aşamada Hafızanızı Geliştirin!

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
6 Aşamada Hafızanızı Geliştirin!
İnsanoğlunun sahip olduğu en hayati yetenek belleği. Hatırlayamıyor olsak hayat ne kadar zor olurdu. Hafızayı geliştirmek çok da zor değil!

Bellek (hafıza) insanoğlunun sahip olduğu en hayati ve önemli yeteneklerinden birisi. Bir an için durup düşünelim belleğimiz olmasaydı neler olurdu? Hayal etmesi bile korkunç değil mi? Düşünün sabah kalkıyorsunuz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. On dakika önce arkadaşınızla neler konuştuğunuzu hatırlayamıyorsunuz.


Felsefesi ara-bul-geriye getir!
Kırktan fazla bilimsel makalesi yayınlanan ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanı olan Doğan Cüceloğlu hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi öneriyor. Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylüyor. Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında da uygulanırsa başarıya ulaşılabileceğini de sözlerine ekliyor.


İşte o 6 aşama

1. Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir. Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayrılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalışılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir.

2. Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanma.

3. Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap ararcasına okuma yapılması.

4. İlişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arasındaki bağlantıların neler olduğu anlaşılacaktır.

5. Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekrar edilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesi gerekir.

6. Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadığını gözden geçirin. Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekir.6 Aşamada Hafızanızı Geliştirin!

Düşük tehlikesi kafeinle artıyor

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Kafein Düşük Riskini İkiye Katlıyor

O çok sevdiğimiz kahve ve içindeki kafein. Düşük riskini ikiye katlayan kafeinden artık uzak durma zamanı geldi. ABD de yapılan bir araştırmaya göre, her gün içilen iki kahve düşük yapma riskini iki katına çıkarıyor.


Gebelikte fazla kafeinli içecekler tüketmenin düşük yapma riskini artırdığı bildirildi. ABD nin önde gelen Kaiser Permanente tıp merkezinden Dr. De-Kun Li ve ekibinin yaptığı araştırma, daha önce yapılan benzer araştırmaları doğrulayarak, kadınların hamilelikte fazla kafeinli içecek tüketimine son vermelerini öneriyor.

2 yıl süren araştırmaya, gebeyken de kafeinli içecekler tüketmeye devam eden 1063 kadın katıldı. Gebelikte günde en az iki fincan kahve ya da 5 kutu kafeinli soda (200 miligram kafein) içen kadınların düşük yapma riskinin kafeinli içecekler tüketmeyenlere göre 2 kat, günde 200 miligramdan az kafein tüketenlerin ise düşük yapma riskinin kafeinli içecekler tüketmeyen kadınlara göre yüzde 40 fazla olduğu ortaya çıktı.

Araştırmacılar, çay, soda ya da sıcak çikolata tüketiminin de düşük riskini artırması nedeniyle kahvedeki diğer kimyasal maddelerden çok tek başına kafeinin düşük riskini artırdığını belirttiler.
Daha önce aynı konuyla ilgili yapılan araştırmalardan farklı olarak bu araştırmaya gebelikte kafein tüketmeye devam eden kadınlar katıldı. Bundan önceki araştırmalara katılan bazı kadınlar gebelikte rastlanan mide bulantısı ve kusma şikayetleri nedeniyle kafein tüketmeyi bırakıyordu.Kafein Düşük Riskini İkiye Katlıyor

Kuş Gribi Tehdit ediyor

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Bilim adamları ve uzmanlar, kanatlı hayvanları etkileyen ve insanlarda da ölümcül olan H5N1 virüsünün, insandan insana bulaşan şekle girmemiş olmasının tehdidin geçtiği anlamına gelmeyeceği uyarısında bulundu.
Bangkok ta 40 ülkeden temsilcilerin katıldığı, 3 gün sürecek konferansta söz alan bilim adamları, Hindistan daki son salgının da virüse karşı had safhada uyanık olunması gereğini ortaya koyduğuna işaret ettiler.
Tayland Bilim ve Teknoloji Bakanı Yongyuth Yuthavong, yaptığı konuşmada, virüsün insanlar arasında yayılmamasından cesaret alarak rahatlamamak gerektiğinin altını çizdi. Bakan, Bu, bir gecede çözülecek bir problem değil diye konuştu.

Memphis teki St. Jude Çocuk Hastalıkları Hastanesi uzmanı Dr. Robert Webster, H5N1 virüsünün henüz insanlar arasında kolayca yayılmadığını,
ancak hala böyle bir tehlike olduğunu vurguladı. Webster, Bu, tehlikeli ve güvenilmez bir virüs. Hala değişerek insanlar arasında bir felakete neden olma potansiyeli var diye konuştu.

Sorular ve cevaplar: Kuş gribi
New York taki Mount Sinai Tıp Fakültesinden Profesör Peter Palese ise H5 virüsünün insanlara sıçrayarak yeni bir salgına neden olacağından emin olmadığını, insan vakalarının çoğunluğunun hayvanlarla temas halindeki ve çok büyük oranda enfekte olan kişilerde görüldüğünü söyledi.

Konferansa katılan bilim adamları, insanlar ve kanatlı hayvanlar için geliştirilen yeni aşılarla ilgili çalışmalar ile hastalığın izlenmesi ve kontrol altına alınmasına ilişkin örnekler hakkındaki sunumları dinleyecek.


H5N1 yeniden canlandı
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2003 den beri insanlar arasında 351 kuş gribi vakası tespit edildi. Hastalanan kişilerin 219 u hayatını kaybetti. Kuş gribi nedeniyle milyonlarca kümes hayvanı itlaf edildi.İnsanlar İçin Kuş Gribi Tehdidi Sürüyor

Öksürük ve Balın İlişkisi

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Bir Kaşık Bal Öksürüğü Kesebilir
ABD de yapılan bir araştırma, çocuklara yatmadan önce verilecek bir tatlı kaşığı balın öksürüğü hafifletebileceğini ortaya koydu.

Araştırmayı yapan Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından Ian Paul ve arkadaşları, balın, öksürük ilacı verilmesi ya da hiç tedavi yoluna gidilmemesiyle karşılaştırılınca, en iyi seçenek olduğunu belirtti. Araştırmacılar, balın, tahriş olmuş boğazı kaplayarak yumuşatabileceğini kaydetti.

Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine dergisinin bu ayki sayısında yayımlanacak araştırmayla ilgili doktor Paul, birçok ailenin bu buluşlarına güveneceklerini ve Annelerimiz haklıymış diyeceklerini söyledi.

Doktorlar, araştırma sırasında aileleri aracılığıyla, üst solunum yolu enfeksiyonu bulunan 105 çocuğun bir bölümüne yaşlarına uygun dozda bal tadı verilmiş öksürük şurubu, diğerlerine yalnızca bal verdi. Çalışmanın sonunda, bal verilen çocukların daha iyi uyuduğu ve öksürüklerinin azaldığı aileleri tarafından bildirildi.

Bununla birlikte doktorlar, bir yaşın altındaki çocuklara, botulizm (ender rastlanan besin zehirlemesi) riski oluşturabileceği gerekçesiyle kesinlikle bal verilmemesi uyarısında bulunuyor.Bir Kaşık Bal Öksürüğü Kesebilir

Her Gün Yeni Bir Umut

Lösemi hastaları için her gün yeni bir ümit doğuyor.
Lösemi Hastalarına Yeni Bir Umut Daha


ABD nin Houston kentindeki Texas Üniversitesi Kanser Araştırmaları Merkezinde yapılan araştırmada, bu ülkede Nexavar adıyla satılan ilaçtaki sorafenib molekülünün, AML ye yakalanan hastaların üçte birinde görülen bir genetik mutasyonu önlediği belirlendi.

Araştırmanın başında yer alan Dr. Michael Andreeff, bu mutasyonun bulunduğu AML hastalarına, fazla ömür biçilmezken, bu özellikle hedefe yönelik ilacın löseminin tedavisinde önemli bir ilerleme olarak otaya çıktığını belirtti.

İlacın klinik deneylerinin ilk aşamasında, sorafenib, AML hastası ve bu genetik mutasyonun bulunduğu hastalarda, kanda bulunan lösemi hücrelerinin oranını yüzde 81 den yüzde 7,5 a ve kemik iliğindekini de yüzde 75,5 ten yüzde 34 e düşürdü. Bu deneyler sırasında 16 hastadan ikisinde lösemi hücrelerinin oranının sıfıra düşmesi de büyük memnuniyet yarattı.

Dr. Andreeff, bu klinik deneyler sırasında ilacın hiçbir önemli yan etkisinin görülmediğini ve tolere edilen azami dozun verilmediğini belirtti.

Buna karşılık genetik mutasyona uğramayan hücreler üzerinde ve normal kan hücrelerinin oluşumunda pek bir etkisi bulunmayan ilacın, klasik kemoterapi ile birlikte yapılacak klinik deneylerinin ikinci aşamasına geçildi. Araştırma ve denemelerin ilerlemesiyle sorafenib in AML tedavisinde önemli rol oynaması bekleniyor.Lösemi Hastalarına Yeni Bir Umut Daha

Alzheimer'dan kurtuluş umudu

Alzheimer, yaşanılmaya alışılması mecburi olan hastalık statüsünden çıkacak mı ?
Alzheimer'a Çare Bulundu mu Yoksa?
Kanadalı bilim adamları, obeziteye çare ararken tesadüfen önemli bir bulguya ulaştı. Bilim adamları, insan beyninin elektrik dalgalarıyla uyarıldığında yıllarca önceki anıları hatırlayabildiğini keşfetti...


Beyne gönderilen elektrik dalgalarıyla 200 kiloluk bir hastanın iştahını kesmeyi hedefleyen Kanadalı uzmanlar, bu deneyde başarısız oldu belki ama tıp dünyasını sevindirecek bir başka buluşa imza atmayı başardı.

Uzmanlar, beyninde iştahla ilgili bölgeyi elektrik dalgalarıyla uyarmaya çalıştıkları hastanın, bir anda 30 yıl önceki anılarını hatırlayabildiğini fark ettiler. Sürdürülen testler, akım verildiğinde ve beyin uyarıldığında hastanın öğrenme becerisinin de önemli ölçüde arttığını gösterdi.

Uzmanlar, tesadüfen farkına vardıkları bu önemli bulgunun beynin düşünme, hafıza ve dil bölümlerini etkileyen Alzheimerın tedavisinde kullanılabileceğini belirtiyor. Başarılı olunursa, beyin için kalp pilini andırır bir uyarıcı geliştirilmesi söz konusu olabilir.

Şu anda dünyada 20 milyona yakın Alzheimer hastası bulunuyor.Alzheimer'a Çare Bulundu mu Yoksa?

Bilim, İnsanoğlunun 800 Yıl Yaşayabileceğini Söylüyor

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Bilim, İnsanoğlunun 800 Yıl Yaşayabileceğini Söylüyorİngiliz uzmanlar, maya mantarlarının genleriyle oynayarak ömrünü 10 kat uzatmayı başardı. Araştırma ekibi, buradan yola çıkarak insanın da 800 yaşına kadar yaşayabileceğini savunuyor. Bazı uzmanlara göreyse bir insan en çok 120 yaşına kadar yaşayabilir.

Bilim dünyası bugüne kadar, yaşlanmanın etkilerini azaltan, ömrü uzatan çeşitli araştırmalarla karşımıza çıktı. Bir grup İngiliz bilim adamının yürüttüğü DNA araştırmalarıysa tartışmaları çok daha ileriye götürüyor.

Zira İngiliz uzmanlar, DNA yapısından yaşlanmayla ilişkili iki geni çıkarttıkları maya mantarının ömrünü 10 kat uzatmayı başardı.

Bilim adamları, gelecekte aynı yöntemle insan ömrünün de uzatılabileceğine hatta 800 yaşına kadar yaşamanın mümkün olabileceğine inanıyor.

Ancak bu durum bilim dünyasını da ikiye böldü.

Zira kimi uzmanlar, teknik olarak 800 yıl yaşamak mümkün olsa da pratikte insan bedeninin de bir sınırı olduğunu düşünüyor. Bu sınırın da 120 yıl olduğuna inanılıyor.

Uzmanlar, bu yaşa kadar bedenin sağlıklı kalabileceğini ancak sonrasında büyük fiziksel sorunların baş göstereceğini söylüyor.Bilim, İnsanoğlunun 800 Yıl Yaşayabileceğini Söylüyor

İnsanlar Niçin Kaşınır? İşte Cevapları..

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
İnsanlar Niçin Kaşınır? İşte Cevapları..Kaşınmak, beyindeki nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri geçici bir süre etkisiz duruma getiriyor. Kaşıma işleminin yoğunlaşması, beynin bu bölgelerindeki faaliyetini iyice düşürüyor.

Kuzey Carolina daki Wake Forest Üniversitesi nden Dr. Gil Yosipovitch ve ekibi, kaşınmanın, beyindeki nahoş duygular ve anılarla ilgili bölgeleri geçici bir süre etkisiz duruma getirdiğini belirledi.

Yosipovitch, kaşınma sırasında beyin aktivitesini izlemeye aldıkları araştırmanın, kaşımanın, kaşınma hissini nasıl geçirdiğinin yanıtını veren ilk araştırma olduğunu söyledi.

Araştırma kapsamında uzmanlar, 13 sağlıklı insanın bacaklarının alt kısmını 30 dakika süresince aralıklı olarak toplam 5 dakika yumuşak bir fırçayla kaşıdı. Bu sırada deneklerin beyinlerini MR yardımıyla izlemeye alan araştırmacılar, kaşıma işlemi sırasında beyindeki acıyı algılama ve hatırlamayla ilgili bölgelerin aktivitesinin azaldığını saptadı. Kaşıma işleminin yoğunlaşması, beynin bu bölgelerindeki faaliyetini iyice düşürdü.

Yosipovitch, kaşımanın, kaşınma hissi yaratan duyguları bastırarak rahatlama getirdiğini sandıklarını bildirdi.

Kaşındıkça Kaşınmak
Araştırmacılar ayrıca, kaşındıkça kaşınmak istemenin de nedenini buldular. Kaşınma eyleminin, beyindeki ağrı ve aynı zamanda kompulsif (tekrarlayan) davranışlarla ilgili bir bölgedeki aktiviteyi artırdığını saptayan uzmanlar, bunun sürekli kaşınmak istemenin yanıtı olabileceğini kaydettiler.

Deneyin, gerçekten kaşınma isteği duymayan insanlar üzerinde yapılması nedeniyle sınırlı sonuçlar verdiği, ancak bu sonuçların, sürekli kaşıntı yaratan egzama gibi kronik hastalıklara sahip kişilerin tedavisinde yararlı olabileceği belirtildi.

Araştırmanın sonuçları, Journal of Investigative Dermatology adlı dergide yayınlandı.İnsanlar Niçin Kaşınır? İşte Cevapları..

Dikkat! Cep telefonu, Sperm Kalitesini Azaltıyor

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Dikkat! Cep telefonu, Sperm Kalitesini AzaltıyorABD deki kısırlık tedavisi kliniklerindeki 361 erkek üzerinde yapılan bir ön araştırmada, cep telefonuyla fazla vakit geçiren erkeklerin sperm sayıları ve kalitesinin düşük, anormal sperm oranının da yüksek olduğu görüldü.

Fertility and Sterility dergisinde yayımlanan araştırma, cep telefonları ve diğer kablosuz cihazların sağlık üzerindeki olumsuz etkisiyle ilgili kafalardaki soruları bir kez daha gündeme getirdi.
Cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik enerjinin DNA ya zarar vererek vücut dokusunu bozabileceği düşünülüyor. Araştırmaya katılan erkeklere cep telefonu kullanma alışkanlıkları hakkında sorular soruldu. Bunun sonucunda günlük cep telefonu kullanımı ne kadar çoksa sperm sayısı ve kalitesinde o kadar azalma olduğu görüldü.
Günde 4 saatten fazla cep telefonu kullandığını söyleyen erkeklerin sperm sayısının araştırmaya katılanlar arasında en düşük çıktığı ve çok az kaliteli sperme sahip olduğu belirlendi. Cleveland kliniğindeki araştırmanın başkanı Dr. Ashok Agarwal, Elde ettiğimiz sonuçlar cep telefonu kullanımıyla azalan sperm kalitesi arasında güçlü bir bağlantı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte bir neden sonuç ilişkisini kanıtlamıyor dedi.Dikkat! Cep telefonu, Sperm Kalitesini Azaltıyor

Google, Binlerce Hastanın Sağlık Kaydını Tutacak

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Google, Binlerce Hastanın Sağlık Kaydını Tutacak
Google, kullanıcılarına sağlık hizmeti vermeye hazırlanıyor. ABD deki Cleveland Clinic ile bir anlaşma yapan şirket, pilot proje olarak 10 bine kadar gönüllünün kayıtlarını tutacak. Hizmet, kişisel güvenlik açısından şimdiden sorgulanmaya başlandı.

Arama motoru Google binlerce kişinin tıbbi kayıtlarını veri tabanında saklamaya hazırlanıyor. İlk olarak önümüzdeki günlerde bir pilot proje hayata geçirilecek. Proje uyarınca ABD Cleveland Clinic in 1500 ila 10 bin gönüllü hastasına ait tüm tıbbi kayıtlar Googleın yeni servisine transfer edilecek.

Kullanıcıların sağlık profilinde, reçete bilgilerinden, doktor isimlerine, geçirdikleri hastalıklarından, ameliyatlarına tıbbi geçmişlerindeki her tür bilgi yer alacak. Bu bilgiler sadece kullanıcılara açık olacak. Kullanıcılar da sadece kendi kişisel bilgilerine ulaşacak. Bir çeşit banka kasası olarak işlev görecek sistemin güvenliği için de Googleın e-mail ve diğer kişisel hizmetlerinde olduğu gibi şifre kullanılacak.

Yetkililer bu sağlık hizmetinin amacını hastaların tedavi gördükleri doktor ve hastaneyi değiştirdikten sonra da, tıbbi kayıtlarına ulaşabilmelerini sağlamak olarak açıklıyor. Ama Google un bu hizmeti vermekle ne amaçladığı ise tartışma konusu. Yetkililer niyetlerini tam olarak açıklamıyor, sadece Google aracılığıyla her gün milyonlarca kişinin sağlık sorunlarına ilişkin bilgi aradığını, sağlık hizmeti vermenin ihtiyaçtan doğduğunu söylemekle yetiniyor. Googleın bu üründen nasıl para kazanacağı da belli değil.

Google dan önce rakip Microsoft şirketi ile AOL da benzer servisleri uygulamaya koymuş, ancak kişisel bilgi güvenliği konusundaki tartışmalar nedeniyle geri çekmişti.Hali hazırda kullanıcıların arama ve kişisel yazışma bilgilerini, hatta ilgi alanları ve alışkanlıklarına ilişkin detayları depolayan Google, veri güvenliğine ilişkin kaygıları gidermek amacıyla kayıtları 18 aydan uzun tutmama kararı almıştı.
Google, Binlerce Hastanın Sağlık Kaydını Tutacak

Serviks Kanseri Tedavisinde Son Çalışmalar

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Serviks Kanseri Tedavisinde Son ÇalışmalarDünyada her 2 dakikada 1, yılda ise 270 bin kadının ölümüne neden olan rahim ağzı kanseri, kadınlarda en sık görülen ikinci ölüm nedeni. Hastalığın aşısı 5 yıl koruma sağlıyor. Bilim adamları şimdi etkisi ömür boyu sürecek yeni aşı üzerinde çalışıyorlar.

Genital bölgede ten teması ile bulaşan insan papillomavirüsü (HPV) den kaynaklanan serviks yani rahim ağzı kanseri, kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ve ölüme neden olan ikinci kanser türü. Glaxo SmithKlineın Belçika nın Wavre kentinde düzenlediği serviks kanseri bilgilendirme toplantısında, ölümcül olabilen bu hastalığın aşı ile önlenebileceği ve erken teşhisin hayat kurtardığı gerçeği bir kez daha gözler önüne serildi.

Serviks kanseri kadınları genellikle 40 lı yaşların ortalarında, çocuk büyüttükleri, aile kurdukları, toplumun sosyal ve ekonomik yaşamına katkıda bulundukları dönemlerde vuruyor. Her yıl dünyada 500.000 yeni serviks kanseri vakası ortaya çıkıyor ve 270.000 kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor.

Bugüne kadar belirlenen 100 insan papillomavirüsü (HPV) tipi arasından 15 kadarının serviks kanserine neden olduğu ve HPV 16, 18, 45 ve 31 tiplerinin hep birlikte dünyada serviks kanserlerinin yüzde 80 inden sorumlu olduğu belirtildi.

Aşıyla Yüzde 80 Oranında Koruma
Antwerp Üniversitesi Hastanesi Jinekoloji Bölümü nden Prof. Wiebren Tjalma, serviks kanseri aşısıyla artık yüzde 80 oranında ve şimdilik 5.5 yıl süreyle serviks kanserine karşı koruma sağlamanın mümkün olduğunu söyledi.

Prof. Tjalma, ancak konuyla ilgili klinik çalışmaların devam ettiğini ve ileriki yıllarda çalışmadan elde edilecek verilere göre belki de korumanın çok daha uzun olabileceğini belirtti. Glaxo SmithKlineın düzenlediği toplantıda, her kadının ilk cinsel ilişkisinden itibaren yaşamının sonuna kadar risk altında olduğu, tarama ve aşılamanın hayat kurtardığı belirtilerek rahim ağzı kanseri ile ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

İnatçı Enefeksiyonlar Kanser Nedeni
Tahminler, serviks kanserinin önlenmesinde önemli bir ilerleme olmadıkça, 2050 yılına kadar her yıl bir milyondan fazla yeni vaka ortaya çıkacağını gösteriyor. Serviks kanseri kalıtımsal değildir. İnsan papillomavirüsü (HPV) olarak adlandırılan ve sık görülen bir virüsün bazı tiplerinin yol açtığı inatçı enfeksiyondan kaynaklanır. Cinsel yönden aktif her kadın yaşamı boyunca kansere yol açan HPV enfeksiyonu riski alındadır ve hep bu riski taşır. Kadınların yüzde 80 inde yaşamlarının bir anında HPV enfeksiyonu gelişeceği hesaplanmıştır.

Tarama ve Aşılama ile Birleşmeli
Her kadın cinsel yönden aktif hale geldiği andan başlayarak yaşamının sonuna kadar serviks kanseri riski taşır ve mümkün olan en erken zamanda ve olabildiğince en uzun süre hastalığa karşı korunması gerekir. Bu noktada da tarama programları büyük önem taşır. Tarama programlarında, cerrahi girişimle alınabilen anormal ve prekanseröz serviks hücreleri belirlenebilir. Ancak tarama tüm prekanseröz serviks hücrelerini ya da kanseri saptayamaz, vakaların yaklaşık yüzde 20 si saptanmayabilir, serviks kanserine karşı olası en iyi korunma düzeyi için taramanın aşılama ile birleştirilmesi gerekir.

Aşılama Kanser Riskini Azaltır
En sık kansere yol açan HPV tiplerine karşı aşılama, bir kadının yaşamının herhangi bir anında serviks kanseri gelişme riskini önemli ölçüde azaltabilir. İlk cinsel aktiviteden önceki her aşılama, kadının yaşamının sonraki evrelerinde olaşabilecek HPV enfeksiyonuna karşı sürekli koruma sağlamalıdır. Kadının cinsel yönden aktif hale gelmesinden sonraki aşılama da yararlı olabilir. Vücudun bağışıklık sistemi yaşla birlikte doğal olarak zayıflar ve bu yüzden bir HPV enfeksiyonu gelişmesi ve bu enfeksiyonun inatçı hale gelmesi riski kadın yaşlandıkça daha da artar.Serviks Kanseri Tedavisinde Son Çalışmalar

Hafıza İçin Gündüz 6 Dakika Uyuyun

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Hafıza İçin Gündüz 6 Dakika Uyuyun
Alman bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre, çok kısa şekerlemeler bile hafızanın tazelenmesinde büyük fayda sağlıyor. Hafızanın sadece 6 dakikalık uykuyla yenilendiği teorisi, bilim dünyasında bir ilk kabul ediliyor.


Geçmişte yapılan birçok çalışma, hafızanın tazelenmesinde uyku düzeninin önemli rol oynadığını kanıtlamıştı. Düsseldorf Üniversitesi nden bilim adamları da çok kısa süreli uykuların hafıza üzerindeki etkilerini ölçen bir araştırma yaptı.

New Scientist dergisinde yayımlanan araştırmada, öğrencilere ezberlemeleri için bir grup sözcük verildi. Daha sonra öğrenciler iki gruba ayrıldı ve kendilerine bir saat boş zaman tanındı. Bu süre içinde bir grubun yaklaşık altı dakika uyumasına izin verilirken, bir grup uyanık tutuldu. Bir saatlik süre sonunda yapılan hafıza testinde, şekerleme yapan grup çok daha iyi performans gösterdi.

Derin Uykuda Tazeleniyor
Bazı teorilere göre hafıza derin uyku halinde tazeleniyor. Bu derin uykuya da, uykuya dalınmasından en az 20 dakika sonra geçiliyor.

Ancak araştırmayı yürüten ekibin başkanı Doktor Olaf Lahl, hafızanın tazelenmesi sürecini uykuya dalma anının tetikliyor olabileceğini kaydetti. Lahl, Bildiğimiz kadarıyla bu, çok kısa uykuların hafızayı etkin bir şekilde güçlendirdiğini gösteren ilk çalışma dedi.

Hafızayı Kameraya Alacaklar
İngiltere deki Loughborough Üniversitesi nden Profesör Jim Horne ise araştırmayı ilginç bulmakla birlikte, sonuçlarına temkinli yaklaşmak gerektiği görüşünde. Horne Hafızanın sadece altı dakikada yenilendiği buluşu ilginç. Ancak hafızanın yenilenmesinin uykuya dalınmasından çok daha sonra başladığı yönünde çok fazla kanıt var dedi.Hafıza İçin Gündüz 6 Dakika Uyuyun

Elmayı Kabuğuyla Yemek, Kanseri Önleyebilir

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Elmayı Kabuğuyla Yemek, Kanseri ÖnleyebilirSelçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Deneysel Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, elmanın sağlıklı yaşam için vazgeçilmez meyvelerden olduğunu, ülkemizin hemen hemen her yerinde bol miktarda yetişen elmanın düzenli olarak tüketilmesinin, sağlık açısından yarar sağlayacağını ifade etti.

Prof. Dr. Gökbel, elmanın, sağlık açısından bugüne kadar bilinmeyen yararlarının öğrenilmesi ve özellikle çağın neredeyse en önemli sağlık sorunu haline gelen kanserle mücadelede kullanılabilirliğinin tespit edilmesi için gelişmiş ülkelerde çalışmalarının sürdüğünü anlattı.

Gökbel, ABD nin saygın üniversitelerinden Cornell Üniversitesi araştırmacılarının, elma kabuğundaki triterpenoids adlı maddenin, laboratuvar ortamında kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediği veya öldürdüğünü tespit ettiğini vurguladı.

Özellikle karaciğer kanseri, kalın bağırsak kanseri ve göğüs kanserine karşı koruyucu etkiye sahip olan elmanın bu özelliğinin, elma kabuğundan izole edilen triterpenoids adı verilen maddeden dolayı olabileceğinin bilimsel çalışmalarda ortaya konulduğunu anlatan Gökbel, Daha önce yapılan çalışmalarda elmanın, farelerde meme tümörüne karşı etkili olduğu ortaya çıkmıştı. Bu son çalışma, etkili bir kanser ilacı üretmeye yönelik bir adım sayılabilir dedi.

Gökbel, ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kanser hastalığına yakalandığını, kanserli hastaların tedavisinin sağlık harcamaları içinde büyük bir yer tuttuğunu belirtti.

Kanser vakalarının artmasındaki ana sebeplerden birinin sağlıksız beslenme olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gökbel, şunları kaydetti:
Özellikle meyve ve sebze tüketme alışkanlığının yeterli olmamasının da kanser vakalarının artışında bir etken olduğu söylenebilir. Akdeniz tipi beslenme, pek çok bilim adamına göre en sağlıklı beslenme tarzlarından biridir. Akdeniz tipi diyetin en önemli özelliği, sebze ve meyve yönünden zengin olmasıdır. Kanserden korunmak için Akdeniz tipi beslenmenin ana ögesi olan sebze ve meyvenin bol miktarda tüketilmesi konusunda toplum teşvik edilmeli, bilinçlendirilmelidir.

Gökbel, ayrıca okullarda meyve, salata ve süt gibi gıdaların öğrenciler tarafından bol miktarda tüketilmesini sağlayacak çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.Elmayı Kabuğuyla Yemek, Kanseri Önleyebilir

Obeziteye Neden Olan Protein Keşfedildi

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Obeziteye Neden Olan Protein Keşfedildiİsveç Karolinska Enstitüsü nden bilim adamlarının yaptığı araştırmaya göre, TRAP (tartarata dirençli asit fosfataz) adı verilen protein yeni yağ hücrelerinin oluşumunu tetikliyor ve kilo alımını hızlandırarak, obeziteye neden olabiliyor.

Yaklaşık 4 yıl boyunca aşırı kilolu 14 kadını inceleyen araştırmacılar, aşırı kilolu kişilerde bu proteinin çok yüksek seviyede olduğunu gördü.

Araştırmada ayrıca bu proteinin bazı kanser türlerinin yanı sıra kaşeksi (aşırı kilo kaybı, deri altı yağ dokusundaki azalma, kas kütlesinde azalma ve iç organlarda küçülme, derideki değişiklikler, saç dökülmesi gibi belirtileri olan vücudun gerilemesi durumu) tedavisinde de umut olabileceği ortaya çıktı.Obeziteye Neden Olan Protein Keşfedildi

Uzun Yaşamın Sırrı Kısa Boy

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Uzun Yaşamın Sırrı Kısa Boy100 yaşına kadar yaşamanın sırrı ne? Bilime göre, kısa boylu olmak bir avantaj olabilir.

New York ta Albert Einstein Tıp Fakültesi nde yaşlılık üzerine araştırmalar yapılan enstitünün uzmanları, yaşlanmayı yavaşlatan bir gen belirlediklerini açıkladılar.

Araştırma, 100 yaşın üzerinde yaşayanların kendilerinden uzun boylu olanlardan daha az büyüme hormonu salgılayan bir gene sahip olduklarını gösteriyor.

Dünyanın kayıtlara geçen en yaşlı insanı olan Fransız Jeanne Calment, 1997 yılında öldüğünde, 122 yaşında ve 1 metre 48 santimetre boyundaydı.Uzun Yaşamın Sırrı Kısa Boy

Bill Gates ten Sağlık Projesine 100 Milyon Dolar

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Bill Gates ten Sağlık Projesine 100 Milyon Dolar
Dünyanın en zengin adamı Bill Gates, sağlık alanında araştırma projelerine destek vermek amacıyla 100 milyon dolar ayırdı.


Gates Vakfı nca bu gece yapılan açıklamada, bilim adamlarının büyük sağlık sorunlarının çözümü konusunda orijinal fikirler öne sürmeye teşvik edileceği belirtildi ve vakfa sunulacak önemli araştırma projelerine destek sağlanacağı kaydedildi. Vakıf, projeleri 31 Mart tan sonra kabul etmeye başlayacak.

Başlangıçta projelerin her birine 100 bin dolarlık destek verilecek. Umut vaat eden parlak projelere ise 1 milyon dolara kadar, hatta daha fazla finansman sağlanabilecek.

Projeler Mayıs sonuna kadar vakfa sunulacak, vakıf, Mayıs tan sonra üç ay içinde projeleri değerlendirip kayda değer bulduklarına destek verecek.Bill Gates ten Sağlık Projesine 100 Milyon Dolar

Akciğer Yaşını Öğren, Sigarayı Bırak

Bebek sağlığı bloğu izleyicilerimiz için bugünkü yazımız
Akciğer Yaşını Öğren, Sigarayı Bırak
Sigara tiryakilerine akciğerlerinin kaç yaşında olduğunu söylemek, sigarayı bırakmalarını kolaylaştırıyor.


Tiryakilerin ciğerlerinin sağlıklı bir insanınkiyle karşılaştırılması sonucu saptanan akciğer yaşı , tiryakilerin sigaranın sağlığa ne kadar zararlı olduğunu anlamalarına yardım ediyordu.

British Medical Journal da yayınlanan yeni araştırmada ise bu bilginin tiryakilerin sigarayı bırakmalarında da etkili olduğu görüldü.

Araştırmayı yapan Gary Parkes, Tiryakilere akciğer yaşlarını söylemek sigarayı bırakma ihtimallerini önemli ölçüde artırıyor dedi.

Uzun zamandır sigara içen 35 yaşın üzerindeki 561 kişi üzerinde yapılan araştırma, deneklerin ciğerlerinden çıkardıkları havanın hacmi ve oranının ölçülmesiyle başladı.

Bir gruba, test sonuçları hakkında hiçbir bilgi verilmezken, diğer gruba akciğerlerinin yaşı bildirildi ve sigaranın ciğeri nasıl yaşlandırdığını gösteren resimler gösterilerek, sigara bırakılırsa tahribatın azalacağı söylendi. Bu arada her iki grup da mütemadiyen sigarayı bırakmaya teşvik edildi.

Bir yıl sonra, akciğerlerinin yaşı söylenenlerin yüzde 13ü sigarayı bırakırken, diğer gruptan sadece yüzde 6 sının bırakmış olduğu görüldü.

İnsanlara bu tür bilgiler vermenin, sigarayı bırakmalarına yardım etmede ucuz ve kolay bir yöntem olduğuna dikkat çekildi.Akciğer Yaşını Öğren, Sigarayı Bırak

Çocuklarda Gelişim Geriliği

Çocuklardaki gelişme geriliği ve dolayısı ile yetişkinlerdeki boy kısalığının nedeni yaygın kanıya göre genellikle yetersiz protein+kalori alımıdır. Bildirildiğine göre tüm dünyadaki okul öncesi çocuklarda % 60 oranında değişen derecelerde malnütrisyon söz konusudur. Yetersiz beslenme büyüme ve gelişme dışında, fiziksel aktivite, mental uyanıklık ve enfeksiyonlara karsı direncide etkilemektedir. Malnütrisyon, intellektüel gelişim üzerine etkileri yönünden tartışılabilir bir özellik taşıyor ise de çoğu kronik hastalıkların seyrinde görülen gelişme geriliği açısından oldukça anlamlı bir faktör özelliği taşımaktadır.

Bir teze göre 6 aylıktan küçük çocukların yetersiz beslenmelerinin sonuçları olarak beyin gelişimin olması gerektiğinin altında çıktığıdır. Diğer yandan ise bebeklerdeki yetersiz gelişimin nöronal değil, glial elementleri etkilediği ileri sürülmektedir.

Ilımlı derecedeki kronik bir malnütrisyonun iskelet yaşı ve boyun sınırlı bir şekilde geri kalmasına ve bunun akabinde yetersiz büyümeye ve gelişmeye, boyun sınırlı bir şekilde geri kalmasına yol açtığı bilinmektedir.

3-4 Aylık Bebeğin Durumu

Bu dönemde de tercih kesinlikle anne sütü olmalıdır. Bebek süt istediği ve acıktığı sürece sütün verilmesi gereklidir. Yine anne sütü yetersiz olduğu durumlarda kesinlikle onaylı mamalardan günlük olarak 4-5 öğün, 160-180 ml vermek en uygunu olacaktır. 4. aydan sonra bebeğe verilebilecek en temel gıdalar arasında meyve suyunu verebiliriz. Meyve suyu da mevsimine göre şeftali ve elma olmalıdır. Meyve suyunu 1-2 tatlı kaşığı ile artırarak verilmelidir. Meyve suyunu hazırlarken dikkatli olunmalı, temizce yıkanıp, iyice sıkılmalıdır ve bir aracı yardımı ile süzülmelidir.

Bebek

Bebeğe Çağrı

Soyguncu soysun da, vurguncu vursun
Sen ana karnında boşa durursun
Doksan günde çık gel, dokuz ay dursun

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden
Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden
Çabuk ' Devlet malı deniz' bitmeden

Doğmaya gayret et, doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Makam armağandır, koltuk hediye
Muhkem ilamlar var ' rüşvet ye' diye
Ne diye beklersin söyle ne diye?

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Göz kırpınca sıfırı çok sayılar
Zirveye tırmandı topal ayılar
Yağcı yeğen arar haydut dayılar

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek.

Artık banka soymak basit eğlence
Günde milyar hiçtir ' yurtsever genç' e(!)
Dünyaya duhül et, gel biraz önce

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul
Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul
Hukuksal açıdan bir ' olanak' bul

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör
Halkı tiksindiren bir kof dizi gör
Önce onları gör, sonra bizi gör

Doğmaya gayret et doğmaya bebek
Sonra geç kalırsın yağmaya bebek

Abdurrahim Karakoç